![]() |
| Ana
Sayfa |
Günbatımı Fandango |
İs-setep sa khefet
çeti eka * Yalnızsın.
Burnuna
tanıdık bir koku geliyor bir yerlerden, yüzüne
sırnaşan nemli sıcağın verdiği yapışkan duyguyu çok iyi biliyorsun
sanki ama bir türlü çıkaramıyorsun. Alacakaranlık, artık geceye
bırakmaya hazırlanıyor yerini ve o muhteşem ıssızlık, seni kuşatan çöl,
parlak yıldızları örtünmeye başlıyor. Senin üzerindeyse incecik bir
keten elbise var yalnızca, sırtında mor bir pelerin, ayaklarında
sandallar. Başlangıcını hatırlayamadığın, sonrasını ise asla tahmin
edemediğin amansız bir takibin tam ortasına tutsak olmuşsun
düşünde ve
yarı yarıya kurumuş, fazlasıyla aşina olduğun bir dere yatağının
ortasında var gücünle koşuyorsun. Peşindekilerin soluğu enseni yakıp
duruyor sürekli, kulaklarında o iğrenç tıslamalar yankılanıyor ve
"Hefau!"
diyorsun aniden, umarsız bir öfkeyle, sanki bu sözcük dilinin
kenarında bir yerde yıllardır dururmuş ve sen anlamını bilirmişsin
gibi. Kaçış yarıda kalıyor- yatağındasın, uyanıyorsun ve ter içindesin. Yalnızsın. İstanbul sokakları hem sarmalarcasına içine doğru çekiyor seni, hem de attığın her adımda yabancılığını yüzüne vurarak dışlıyor ve sen "Boston olsa ne fark ederdi ki" diyorsun. Farklı olduğunu anladığından beri en iyi öğrendiğin şey, silik bir gölge gibi yaşamak ve gözlerden uzak kalmanın bir yolunu bulmak olmuş ne de olsa. Kuşatılmışlığın tam ortasında kendine bir "Yalnızlıklar Kalesi" yaratmayı becermişsin. Yalnızsın. Yine aşina olduğun o metropoliten karanlığın içinde erimeye çalışırken, "Hangisi daha kötü," diye düşünüyorsun alaycı bir gülüşle, "Dışımdaki karanlık mı, yoksa içimdeki mi?" Ama artık bir şeyler değişmeye başlamış, farkındasın. Biliyorsun ki bundan sonra gözlerden uzak tutamayacaksın kendini, kalabalıklar içinde unutturamayacaksın. Çünkü gözler seni izliyor, eller sana uzanmış, düşlerini çalmaya çalışıyorlar senden ve anılarını, her şeyini. Yine o çok iyi tanıdığın arsız alev tenini cayır cayır yakarken, tam da kafatasının içindeki bombardıman yeniden başladığında, sisli anılar arasından bir ses taşıyıp getiriyor o büyülü sözcükleri: Anna
bara zepi Ra en dehenet
Innadima...
Yalnızsın ve belki de hep yalnız kalacaksın. Ama seni hiç aldatmayan sezgilerin sayesinde biliyorsun ki, eğer kim olduğunu anlamak istiyorsan, "Alef Kitabı"nı mutlaka bulup okuman gerekiyor. Kaçamayacağın tek gerçeklik, bu. * Sen konuştukça, tılsımlar seni korur! |
|
|
Copyright © 2004 Burak Eldem - Bütün hakları saklıdır. Bu sitedeki yazılar izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Seni Tılsımlar Korur'un yayın hakları Burak Eldem ve İnkılap Kitapevi'ne aittir. |